February 22nd, 2010 Posted in düşünceler, Duyarlı Kesim | No Comments »
Başbakanımız geçen cumartesi günü Dolmabahçe’de 50 civarındaki sanatçıdan(!) ülkenin kronikleşmiş sorunlarından bahsedip, fikirlerini beyan etmeleri yoluyla yardım istemiş. Bu etkinliğin o an bisiklet ile Ortaköy’den Kabataş’a geçen bendenizi etkileyen yönü, 3 yada 4 kırmızı ışık boyunca trafiğin kapatılması, sinirli korna sesleri,…vs idi. Gelecekteki etkilerini zaten hep beraber göreceğiz.
Yukarıda dikkat edildiyse, sanatçı ibaresinin yanına bir ünlem ifadesi yerleştirdim. Nedenine gelince, kahvaltıya çağrılan sanatçıların listesini verip durumu açıklamaya çalışacağım :
İbrahim Tatlıses, Emel Sayın, Nuri Sesigüzel, Orhan Gencebay, Mustafa Sandal, Yavuz Bingöl, Arif Sağ, Neşet Ertaş, Davut Güloğlu, Kıraç, Kubat, Fatih Kısaparmak, Kenan Doğulu, Orhan Hakalmaz, Ferdi Tayfur, Funda Arar, İzzet Yıldızhan, Özdemir Erdoğan, Fuat Güner, Özkan Uğur, Alişan, Ferhat Göçer, Rojin, Aynur, Gülay, Hüseyin Turan, Murat Göğebakan, Mustafa Sağyaşar, Samsun Demir, Bülent Ersoy, Manga, Muazzez Ersoy, Feryal Öney, Teoman, Ali Rıza Binboğa, Safiye Soyman, Ahmet Koç, Garo Mafyan, Bülent Forta, Onur Akın, Nükhet Duru, Sinan Özen, Demir Demirkan, Demet Akalın, Zerrin Özer, Kayahan, Nilüfer, Sertab Erener, Işın Karaca, Bülent Ortaçgil, Seda Sayan, Bedia Akartürk, Emel Müftüoğlu, Nihat Doğan, Erol Evgin, Zekai Tunca, Cengiz Kurtoğlu, Hakan Peker, Ali Kocatepe, İskender Ulus, Cengiz Erdem ve Şahin Özer.
Bu listede Türkiye’nin fikir yaşamına çok büyük katkıları olan ve kitleleri ciddi anlamda etkileyen, iki jambon, bir rafadan yumurtaya fikirlerini çarçur etmeyecek değerli sanatçıların olduğunu öncelikle belirteyim. Fakat görünen o ki; magazin programlarında haftada bir değiştirdikleri sevgilileri ile Ortaköy, Etiler barlarında “düşünsel, felsefik, sosyal, ekonomik” tespitler yapıp yanlış gördükleri noktalar üzerine sanatçı duyarlılığı ile eğilen kişiler de bu listede her nasılsa yer bulmuşlardır. Açıkçası ben Sivas katliamından sağ kurtulan Arif Sağ’ın Demet Akalın ile birlikte bu toplantıda fikirlerini Başbakan’a ifade edip anlatabileceğine inanmadım, inanmıyorum da.
Diğer yandan, dikkatimi çeken diğer bir nokta da, “sanatçı” kimliği ile çağrılan hemen herkesin “şarkıcı” ve “türkücü” kadrosundan olduklarıdır. İşin belki de en acı tarafı bu. Ufak bir hatırlatma…
birinci sanat : resim ve heykel
ikinci sanat : müzik
üçüncü sanat : tiyatro
dördüncü sanat : dans
beşinci sanat : edebiyat
altıncı sanat : yapı
yedinci sanat : sinema
Yani bu güzel ülkemizde, bu toplantıya çağrılmaya değer ne bir ressamımız, ne bir heykeltraşımız, ne bir tiyatrocumuz, ne bir dansçımız, ne bir edebiyatçımız, ne bir mimarımız ne de bir sinemacımız var. (”Yalnız ve güzel ülkesini” Cannes’da unutmayan Nuri Bilge Ceylan ve daha bu haftasonu Berlin Film Festivalinde “Altın Ayı” ödülünü alan Semih Kaplanoğlu)…
Diyebilirsiniz ki sadece şarkıcı, türkücü ve yapımcılar çağrıldı. Ee o zaman “sanatçılara kahvaltı verildi” manşetleri ne oluyor ?
Sanatçı olabilmek için aydın olmak zorunluluğunun olduğu 90′lı yılların ortasında televolelere prim vererek unutturuldu galiba.